Köşe Yazıları

Gastronomi Okumak İsteyen Öğrencilere Altın Öğütler (1)

Gastronomi günümüzde, hem ülkemizin hem de dünyanın en popüler alanlarından biri oldu. 2004 yılından itibaren gastronomi alanında akademik çalışmalara başladım ve geçen 14 yıl içinde gastronomi hayal edemeyeceğim bir seviyeye ulaştı. O dönemlerde gastronomi kelimesinin anlamı ve içeriği neredeyse hiç bilinmiyor, dört yıllık gastronomi bölümlerinin açılıp açılmaması ile ilgili tereddütler, bu bölüm gerekli mi değil mi diye düşünceler vardı. Aşçılar dört yıllık bir eğitim almalı mı, gerekli mi diye düşünürken diğer taraftan da bölümler açılmaya başlandı. İstanbul konumu gereği gastronomi açısından büyük bir potansiyel olduğu için, ilk bölümler İstanbul’da vakıf üniversitelerinde kuruldu. Akabinde diğer şehirlerimizde ve devlet üniversitelerinde açılmaya başlandı.
Yıl 2018, gelinen noktada üniversitelerde 100 e yakın dört yıllık eğitim veren gastronomi bölümü, belki bine yakın iki yıllık eğitim veren aşçılık programları var. Üniversite eğitimi dışında farklı isimlerde ayrıca aşçılık sertifika programları da mevcut..
Akademik altyapısı tam olarak oluşturulmadan üniversitelerde açılan gastronomi bölümleri, Milli Eğitim den alınan onayla açılan sertifika programları, gündemde çok yer almaya başlayan gastronomi konuşmaları, gastronomi’nin içeriğini bilmeyen insanlarda anlam karmaşası yarattı.
Sertifika programlarında verilen sertifikaların yetkinliğinin üniversite diploması seviyesinde olduğunu düşünenlerle karşılaştım. Soysal medyada verilen bazı abartılı ve asılsız bilgiler doğal olarak insanların yanlış kararlar vermesine neden oldu.
Bu karmaşadan faydalanan, işin eğitimi almamış, altyapısı, bilgi birikimi olmayan, ancak yalan beyanlarla, almadığı eğitimleri almış, olmayan diplomaları varmış gibi gösteren “gastrosahtekârlar” da bu sektöre eklendi. Bu kişiler gastronomi uzmanı, eğitmeni, gurme şef veya gastronomi danışmanı sıfatlarını kullanarak sektörün “kof değerleri” haline geldiler. Ek olarak bu alanda hiçbir eğitimi, bilgisi olmayan ezberlediği iki üç cümleyle uzman gibi kendini lanse eden, blogerlar, instagram inspectorü, dijital influencerlar türedi.
Sonuç olarak ülkemiz gastronomisinde ciddi büyüme devam ederken, beraberinde bu anlam karmaşasını da getirdi ve bir süre daha devam edeceğe benziyor. Çünkü gastronomi, henüz tam olarak eğitim sürecini tamamlayamadı ve taşlar yerine oturmadı. Bu nedenle gastronominin sunduğu büyük pastadan pay almak, medya gücünden faydalanmak çok kolay ve cazip geliyor. Yemek bilmek, iki üç sağlıklı cümle söylemek, lezzet yorumu yapmak kadar basit algılanan gastronominin derin felsefesini bilen sayısı arttıkça bu karmaşa da sona erecektir.

Related Articles

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close