Köşe Yazıları

Patates’e sor! Soğan mı? Sarımsak mı?

Lezzet Piyasası

Soğanın hikayesi yaklaşık M.Ö. 3000-4000 yillarına dayanmaktadır. Mezopotamya bölgesinin Kuzeyinde patates ve slogancılık almış başını yürümüş. Yıllar boyunca soğan ekeni de dikeni de satanı da memnun etmiş.
Bir gün Sarımsak çıkagelmiş şifasını öğrenen herkes her yere sarımsak ekmiş. soğanın ve patatesin ekildiği yerlere kimse uğramaz olmuş. Kuru soğan bu duruma çok içerlemiş ve demiş ki “Eline alıp, kabuğumu soyan herkes hiç gülmesin ağlasın” diye beddua etmiş. İşte o günden bugüne soğan soyan herkesten bir damla bile olsun gözlerinden yaş iner. Şimdi ise üreticinin de tüketicinin de gözünden bir damla yaş iniyor. Üretici üretim maliyetini gözden geçirdiğinde gittikçe mazot, gübre ve işçilik fiyatları artıyor üzerine birde zayıflayan toprak alanını eklersek Patatesin ve soğanın kilosu pazarlarda 5TL’ye kadar çıkıyor. Peki, biz ne yapalım… Öncelikle şunu kabul edelim. Aile ekonomisinde toplum olarak planlama ve bütçelemede çok başarılı değiliz. Türkiye’nin yüzde 14’ü tasarruf yapmaya çalışan bir kesim olurken, bunların sadece yüzde 8’i düzenli tasarruf uygulayabiliyor. Sorsanız tasarruf yapıyor musunuz? diye, herkesin kaçamak cevabı hazır “Mısır’da halam öldü oradan para gelecek” veya “toplu para gelecek bir yerden onunla yatırım yapacağım”. Peki, emeklilikte rahat bir yaşam sürdürebilecek misiniz? diye bir soru sorulduğunda; Türkiye’nin yüzde 90’nın şüpheli yaklaşımla emin olmadığı ortaya çıkıyor ve verilen cevaplar “90 yaşına kadar… kim öle, kim kala!” gibi yanıtlara karşı kimse tasarruf yapmıyor. Halbuki planlı ve tasarruflu bir yaşam sürebilsek her şeyin üstesinden gelebiliriz.Fransız atasözü şöyle der; Hayatın ilk yarısı, ikincisinin beklentisiyle geçer; ikinci yarısı, ilkinin pişmanlığıyla. Geleceğin garantisini almak zorundayız. Ancak tasarruf geleneksel kültür, yaşam biçimi olmalı ve bu alışkanlıklarımızı çocuklarımıza vererek bu kültürle devam eden nesillere dönüştürmeliyiz. Oysaki biz zengin bir ülkeyiz. Bakınız; OECD verilerine göre; Dünyanın yüzde 71’i günde 10 dolar varlık düzeyi ile yaşıyor. Bizler çocuklarımıza paranın önemini ve harcama kültürünü anlatmalıyız. Eskiden evde para mevzusunu konuşmak ayıptı. Büyüklerimiz bizlere yokluk olsa bile hissettirmemeye çalışırlardı. İşte bu kültür ile yetişen biz yetişkinler de aynı hatayı yaparak “ben yokluk çektim benim çektiğimi çocuklarım aman çekmesin” deyip saklayabiliyoruz.
Özeleştiri yapacak olursam bunu ben de yapıyorum.
Alışkanlıklarımızı tasarrufa dönük olarak değiştirmeli ve günde mutlaka 10 lira olsun kumbaramıza atmalıyız.

Related Articles

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close